Orijinali İngilizlere ait olan bu televizyon dizisinin Türkçe versiyonunun gösterildiği günlerde, tüm halkımızı televizyona bağlayan bir dizi idi. Çok ilginç karakterleri vardı. Orijinalinde Londra’daki bir malikânede yaşayan aristokrat Bellamy ailesi “yukarıdakiler” ile onların hizmetlilerinin “aşağıdakiler” olarak gösterime giren dizinin adıdır.
Bu sabah haberlerinde sözcü TV’de izledim. Her saat başı milletvekillerinin sağlığına 28 bin TL yani bir asgari ücretlinin maaşı, her gün ortalama 691 bin TL… 592 milletvekili ve yakınlarının tedavi, ilaç ve sağlık giderleri bütçeden karşılanmış. Meclisin aylık sağlık faturası 167 milyon 814 bin TL.
Yine TV haberlerinde birkaç gün önce 85 yaşında elindeki poşette 7 ekmek olduğunu söyleyen bir yaşlı vatandaşın 6 nüfus olduklarını, bu ekmekle karın doyurduklarını ağlayarak anlattığına şahit oldum. Yıllar önce adeta panayır yerini andıran pazarlar artık bomboş. İnsanlar alamadıklarını anlatırken esnaf satamadıklarından dertli. Bizler dahi artık marketlerden sebze ve meyveyi sayıyla alabiliyoruz.
Yine haberlerde sarayın bir dakikalık giderinin 71 bin, saatlik 4 milyon 260 bin, günlük 102 milyon lira olduğu açıklandı. Bunlar yetmiyor gibi AKP iktidarın Suriye’ye 120 bin konut, onlarca okul yaptığını basından öğreniyoruz. Yine Arnavutluk, Irak, Afganistan, Filistin ve Somali, zengin ve kalkınmış ülkemizin yardım dağıttığı ülkeler!… 2013 yılında Somali’nin IMF’ye olan borcunu ödemişiz. Yine zengin ülkemizin 106 ülkeye, cami, külliye, eğitim ve kültür merkezi inşa ettiğini basından öğreniyoruz.
Tüm bunlar yetmiyor gibi 50 binden fazla insanımızı katleden bölücü başı cani Abdullah Öcalan’a 250 metrekare bir konut yapıldığı, iktidarın küçük ortağı MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından açıklandı. Dünyanın hiçbir ülkesinde bir caniye böyle lüks bir konut yapıldığı görülmemiş, duyulmamıştır.
“İtibardan taviz verilmez” diyor Cumhurbaşkanı Erdoğan. Halkı aç, sefil olan bir ülkenin diğer ülkeler nezdinde de itibarı olmaz. Ülkenin itibarı halkının refahı ile doğru orantılıdır.
Yıllardır Rusya ile savaşan Ukrayna’da enflasyon yüzde 8 seviyesinde iken, bizde neden 31’lerde. Bu rakama da iktidarın vesayeti altında olan TÜİK’e de hiç kimse inanmıyor. Marketlerde neredeyse iki-üç günde bir tüm ürünlerin etiketi değişiyor. Halkımız Pazar alışverişine çıkamıyor. İnsanlarımız beslenemiyor. Yüzlerce ülkeye cami, onlarca ülkeye maddi yardım yapan iktidar okullarda çocuklarımıza bir öğün yemek veremiyor. Geçen yıla kadar okul tuvaletlerini veliler temizliyordu.
Milleti geri zekalı zanneden Maliye Bakanı Mehmet Şimşek “savaş olmasaydı enflasyon yüzde 31,5 yerine 24,5’larda olurdu” gibi bir cümle sarf etti. 12 yıldan fazla bir süredir savaşan Ukrayna’da enflasyon yüzde 8 iken bizde neden bu kadar yüksek? Biz mi savaşıyoruz Ukrayna mı? Üstelik bu ülkeden buğday ithal ediyoruz!
Sarayda sanırım 3 binin üzerinde personel çalışıyor. Bunların her biri en az 300-500 bin lira maaşlı. Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanlığı zamanında Çankaya Köşkünde çalışan personel sayısı 888 idi. Bu sayı tasarruf tedbirleri kapsamında 488 e düşürülmüştür. Şu anda sarayda görev yapan bu kadar insan acaba ne iş yapıyor?
Sarayın ve iktidarın bu israfı bitmeden enflasyonu düşürmek mümkün değildir. Alttakiler açlık ve sefalet içinde yaşama tutunmaya çalışırken, yukarıdakiler bu kadar lüks, debdebe ve saltanat içinde nasıl yaşayabiliyor? Dindar geçinen iktidar yetkilileri, Allah nezdinde bunun hesabını nasıl verecek?
İktidar ve Cumhurbaşkanı gözlerini 2028 de yapılacak olan seçimlere dikmiş, yeniden Cumhurbaşkanlığını almanın ve iktidar olmanın peşindeler. Ama herkes şunu çok iyi bilmeli ki; millet sandığın önüne gelmesini dört gözle bekliyor.
Seçim 2028’de de olsa uzun bir zaman değil. O sandık mutlaka halkın önüne gelecek ve bu gün yaşanılan yoksulluğun, açlığın ve sefaletin hesabı sorulacaktır!




