Emekli Öğretmen Suphi ULUSOY…
Zaman-zaman duyarız. ‘…Komşuluk kalmadı, eskiden ne komşuluklar vardı, gene bizim mahallede veya apartmanda az da olsa komşuluk var…’ şekkindeki bazı konuşmalara tanık oluruz.
Yaşantımızda komşuluk ve komşunun yeri çok önemlidir. ‘Komşu, komşunun külüne muhtaçtır!’ sözü ile ‘Komşusu açken kendi tok yatan bizden değildir’ hadisi şerifi, bizlere komşu hakkının önemini anlatıyor.
Şöyle bir düşünelim, komşumuz bizi hangi aralıklarla soruyor veya biz komşumuzu hangi aralıklarla arıyor soruyoruz. Bir yıl içinde komşumuz bizden azıcık şeker, un, salça istedi mi ya da biz komşudan son bir yılda ne isteyebildik?!.
Komşumuz hasta mı iyi mi? İhtiyacı var mı, son günlerde görünmüyor! Hiç merak ettik mi? Bu dünyanın dışında, Ahirette de komşuluk hakkını soracaklar, bakalım gerektiği gibi cevaplar verebilecek miyiz?
Yıllar önce; komşu bir yemek yaparken ‘kokusu duyulur çocukların canı çeker’ diye bir tabağa koyar ve tadımlık da olsa komşusuna getirirdi. Genellikle Ramazan aylarında, bayram günleri öncesi ve sonrasında, komşularla birlikte olunur, hazırlıklar birlikte yapılır, bayramlar neşe içinde kutlanırdı.
Komşular birbirlerine kışlık zahire hazırlamalarında, çocuklarının düğünlerinde, maddi-manevi olarak ellerinden gelen her türlü yardımları yaparlardı. Kalabalık apartmanlarda komşuluklar pek kalmadı, köylerde ve mahallelerde az da olsa komşuluk ilişkileri devam etmektedir.
Öyle komşuluklar vardı ki, evlerinin anahtarlarını birbirlerine bırakır, küçük çocuklarını dışarıda işleri bitene kadar emaneten bırakır, hasta anne veya babalar için birbirlerinden yardımlar alabiliyorlardı. Komşuluk ilişkileri, akrabadan daha yakındı, komşu en iyi dost ve güvenilir kimse demekti.
Günlük yaşamda öyle konuşmalara şahit oluyoruz ki, komşumuz bize neler-neler yaptı… Ah komşu mu? Onu hiç sorma, ne kötü ne kötü diye yakınmaları duyunca da insan ister istemez üzülüyor.
Genel ahlak kuralları dışında da komşuluk hakları Türk Medeni Kanunun 737 maddesinde belirtilmiştir. Komşularımıza iyi davranmak, cenazesi olduğunda yardımda bulunmak, canına, malına, ırzına zarar vermemek, dara düştüğünde elinden gelen yardımı yapmak… Bütün dinler de başkalarına zarar vermemeyi, hoşgörü içinde yaşamayı ve yardımlaşmayı emreder. Kuran-ı Kerim Nisa Suresi 36. ayetin mealini okumak gerekir.
Cenabı Hak dilerse, işlenen günah ve hataları bir daha yapmamak üzere pişmanlıkla af dileyenleri affedebilir. Ancak Kul Hakkını affetmiyor “git onunla helalleş” diyor. Günümüzde apartmanların çok olduğu bir dünyada yaşıyoruz, kurallara ve komşuluk haklarına uyarak, saygılı bir yaşam sürmemiz gerekmektedir.
Komşuluk haklarına uyan, birbirlerine gülümseyen, kul haklarına riayet eden bir yaşam sürmek dileklerimle, sağlıklı mutlu günler dilerim.







