Kara; “Acele Kamulaştırmaların Yarısı Tek Adam Rejiminde Yapıldı”

0
4

CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, çevre politikaları ve acele kamulaştırma uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kara, çevrenin korunmasına yönelik toplumsal duyarlılığın arttığını ancak iktidarın çevre konusunda çelişkili bir politika izlediğini savundu.

Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları sayesinde çevre konusunda önemli bir farkındalık oluştuğunu belirten Kara, çevre tahribatının ve iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen gün daha fazla hissedildiğini ifade etti. Ak Parti iktidarının çevre konusunda ikircikli bir tutum sergilediğini öne süren Kara, bir yandan toplumdaki çevre hassasiyetini yatıştırmaya çalışırken diğer yandan çevreyi tahrip edecek uygulamalara imza atıldığını söyledi.

İktidarın özellikle acele kamulaştırma kararlarını çevreyi olumsuz etkileyecek yatırımları hızlandırmak amacıyla kullandığını ileri süren Kara, Resmi Gazete’de yalnızca 2026 yılının ilk altı ayında 79 acele kamulaştırma kararının yayımlandığını belirtti. Bu kararların önemli bölümünün enerji sektörü ve iletim hatlarıyla ilgili olduğunu kaydeden Kara, 2025 yılında da ağırlıklı olarak enerji yatırımları için 202 acele kamulaştırma kararı alındığını ifade etti.

Ak Parti iktidarı döneminde toplam 2 bin 701 acele kamulaştırma kararı alındığını belirten Kara, bunların bin 430’unun Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018 yılından sonra gerçekleştirildiğini vurgulayarak; “Doğal varlıklarımız ve ekolojik dengemiz açısından bu süreç yıkıcı sonuçlar doğurmuştur” dedi.

“Sera Gazı Emisyonları Artarken Ormanlar Yetersiz Kalıyor”

Geçtiğimiz yıl kabul edilen İklim Kanunu’nu da eleştiren Kara, bir taraftan karbon salımını azaltma ve karbon yutak alanlarını artırma hedeflerinden söz edilirken diğer taraftan fosil yakıt kullanımını artıracak enerji yatırımlarının planlandığını söyledi.

2022 Ulusal Enerji Planı’na göre 2030 yılına kadar 1,7 gigavat kapasiteli kömür santrali ve 10 gigavat kapasiteli doğal gaz çevrim santralinin devreye alınmasının öngörüldüğünü hatırlatan Kara, yenilenebilir enerji yatırımlarının fosil yakıtlardaki artışı perdelemek amacıyla kullanıldığını savundu.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yayımladığı Türkiye Çevre Durum Raporu’na da değinen Kara, enerji sektöründen kaynaklanan emisyonların 1990-2022 yılları arasında yüzde 179, sanayi kaynaklı emisyonların ise yüzde 208 arttığını belirtti. Buna karşılık ormanların karbon tutma kapasitesinin azaldığını ifade eden Kara, 1990 yılında 63 bin kiloton karbondioksiti absorbe eden ormanların, 2021 yılında yalnızca 35 bin kiloton karbondioksiti tutabildiğini söyledi.

Kara ayrıca, 2012-2020 yılları arasında ormancılık dışı amaçlarla tahsis edilen 342 bin hektarlık orman alanının yüzde 37’sinin enerji, yüzde 25’inin ise madencilik sektörüne verildiğini kaydetti.

“Topraklarımıza Çöplük Muamelesi Yapılıyor”

Korunan alanların büyüklüğünün yaklaşık 6,5 milyon hektara ulaştığını belirten Kara, enerji ve madencilik şirketlerinin bu alanları yatırım önünde engel olarak gördüğünü savundu.

Mart ayında Milli Parklar Kanunu’nda yapılan değişiklikle korunan alanlarda kamu yararı gerekçesiyle enerji altyapı tesislerinin yapılabilmesinin önünün açıldığını ifade eden Kara, bu düzenlemelerin binlerce yılda oluşan ekosistemleri tehdit ettiğini öne sürdü.

Atık ithalatı konusuna da dikkat çeken Kara, Avrupa Birliği ülkelerinden yapılan atık ithalatının 2024 yılında 12 milyon tona ulaştığını, son 10 yılda toplam 118 milyon ton atık ithal edildiğini söyledi. Sadece 2025 yılında 503 bin ton plastik atığın Türkiye’ye getirildiğini belirten Kara; “İktidar topraklarımıza çöplük muamelesi yapıyor, insanlarımızın mikroplastiklerle karşı karşıya kalmasına göz yumuyor” ifadelerini kullandı.

Akbelen’de acele kamulaştırmaya karşı çıkan yurttaşlara yönelik müdahaleleri de eleştiren Kara, çevre mücadelesi veren vatandaşların cezalandırıldığını ileri sürdü.

“Çevrenin Korunması Hayati Önemde”

Kasım ayında Antalya’da düzenlenmesi planlanan COP31 İklim Zirvesi’ne de değinen Kara, mevcut politikalar değişmediği sürece bu tür organizasyonların beklentileri karşılamayacağını savundu. Çevrenin korunmasının sloganlar ve raporlarla sınırlı kalamayacağını belirten Kara, iklim krizinin etkilerinin giderek arttığı bir dönemde yeni bir anlayışa ihtiyaç olduğunu söyledi. Kara, ekolojiyi ekonomiye feda etmeyen, enerji ve maden şirketlerinin çevre üzerindeki baskısını sınırlandıran politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade ederek, sağlıklı ve dengeli bir çevre olmadan insanca yaşamın mümkün olmayacağını vurguladı. (Haber Merkezi)

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here