Uzun Yaşamak, İnsanım Diyebilmek (3)

0
6

Değerli okurlarım, insan oldum diyebilmek, düşünüldüğü kadar kolay bir hadise değildir.Çok çalışmak, özveride bulunmak ve fedakarlık ister. İyi bir insan olmayı hedefleyen fakat müsait bir ortam bulamayan ve de bir dostu da olmayan o iyi niyetli insanlara ummadığı yerde, Yüce Yaradan yardımcı olur!

Nasıl mı? Bir sahranın ortasında kaldığınızı varsayalım. Terlemenin sözü mü olur? Bunalıp nefes alamazken, ölümün soğuk nefesini ensenizde değil, her tarafınızda hissettiğiniz biranda aniden bir vaha görüyorsunuz az ilerinizde ya da çok bunaldığınız cehennemi bir sıcağın ortasındasınız ve her şey bitti dediğiniz biranda, ummadığınız bir anda aniden tatlı ve ılık bir meltem eser. Yüzünüzü ve vücudunuzu yalar, can verir size, bu şekilde özlediğiniz yaşama tekrar dönersiniz ya…

Yabancısı olduğunuz bir yerde yolunuzu yitirip endişe ve korku eşliğinde umutsuz meçhule doğru yol alırken, ak saçlı-sakallı bir veli aniden peydah olur ve size sağlıklı yolu gösterir ya… Bazen, tipinin ortasında kalıp, muhtemelen donmak üzereyken beklemediğiniz bir anda karşınıza bir ormancı kulübesi çıkar ya…

Hani, durup dururken ve de hiçbir neden yokken yaşama sevincinizi yitirdiğinizde içinizi olağanüstü ve nedensiz kapkara bir sıkıntı kapladığında, kendinizi canlı-canlı mezara girmiş hissettiğinizde, aniden karşınıza çok sevdiğiniz ama uzun yıllar görmediğiniz bir dostunuz çıkar yüreğinizi yakan özlemi bir anda bastırır ya…

Bitmedi (bu söyleyeceğim daha da önemli) karşılıksız aşka düşüp, acılar içinde kıvranıp, kendi kendinizi yiyip de bitirdiğinizde hatta umutlarınızın bile tükenmeye yüz tuttuğu bir anda sevdiğiniz gelip, kendisinin de sizi sevdiğini ama bunu yeni fark ettiğini itiraf eder, size cennetin kapılarını ardına kadar açar ya…

Efendim, bunun üzerine başka bir örnek vermek istemiyorum. Bu son örnek hepsinden çok daha iyi geldi bana! Umarım siz de beğendiniz. Saadete gelelim. Bu örnekleri neden sunduğuma gelince; yaşam, bazen en karamsar, en umutsuz, en huzursuz, en kaybettiğimiz bir anda karşımıza mucizeler çıkarır ve bizleri tekrar yaşama döndürür, yeninden doğmuş gibi oluruz.

İşte o an, mutluluğumuzun doruk noktasına çıktığı andır ama o mucizeler her zaman gerçekleşmiyor, nedense mümkün olmuyor. Söylemekte yarar var. Mucizelerin beklendiği işlerden pek hayır çıkmaz. Sporumuz adına mucizeleri gerçekleştiren ve bundan sonra da gerçekleştirecek olan bu insanların sayıları çok azdır. Az olmalarına rağmen fazla sevilmezler. Oysa onlara sonuna kadar saygılı olmamız, sevmemiz gerekmez mi?

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here