Takım Nasıl Oluşur (3)

0
8

Değerli okurlarım, ‘teknik direktörlük kolay bir iş değildir’ demiştim ya şimdi oraya geliyoruz. Ama daha önce şunları söylemeden de olmaz. Başarılı futbolcular, yıldız oyuncular form düşüklüğü gösterdiklerinde bir süre dinlendirilirler. Bu çok doğal bir yaklaşım olmakla beraber, birçok oyuncular bunu ceza gibi görür ve hazmedemezler. Teknik heyetin bu kararı yıldız oyuncuların sinir sistemini ters yönde etkiler. Oynadıkları maçlarda rakip oyuncularla sürtüşüp, hakemlerle olumsuz diyaloga giriyor ve hatta takım arkadaşlarına bile sataşıyorlar. Bunların sonunda kart görerek arkadaşlarını yalnız bırakıyorlar.

İşini bilen ve işine gönül vermiş teknik direktörler derhal devreye girer, yönetimin her hangi bir uyarısına meydan vermeden sorun yaratan, kendine ve takımına zarar veren o futbolcuyu tekrar kazanır. İlk kez böyle bir hadise ile karşılaşmıyor, meslek hayatında buna benzer olayların üstesinden gelmiş ve kendine olan güveni de tamdır. Çünkü bütün sporcular, meslekleriyle ve ahlakla ilgili ilkeleri, temel eğitimlerine ve duygularına dayalıdır.

Şunları anlatmaya çalışıyorum… Bir teknik direktörün oyuncularına en güzel yaklaşımı, onları dürüstlüğe, yardıma hizmet edecek duygu ve eğilimleri güçlendirmeye ve özellikle oyun içinde bilerek ve isteyerek rakibe karşı sert hareketleri yaptırmamak, bu duyguları bastırmak, zayıflatmak, en kötü koşullarda etkisini azaltmak olmalıdır. Ayrıca, Teknik Direktörüm diyenler, hem çevresindeki insanların genel eğilimlerini ve hem de öğrencilerinin özel eğilimlerini göz önünde bulundurmak zorundadır. Bilindiği gibi, üstüne gidilmeyen, başıboş bırakılan eğilimler, olumluya ve olumsuza yönelebilir esnekliktedir.

Hocanın işi daha bitmedi, en önemlisi yeni başlıyor. Bir teknik direktör; öğrencilerine bir baba, bir ağabey olacağı gibi, bir psikolog da olabilmelidir. Bu koşullar gerçekleştiği takdirde takım olmanın bir kulpunu yakalamış olurlar. Bu konuda, uzun yıllar önce antrenörler toplantısında hazır bulunmuştum ve edindiğim bilgileri sizlere sunacağım. Aradan çok zaman geçmesine rağmen o günkü bilgilere başvurma gereği duyuyorsam, bunun bir nedeni olmalı!

Zamanın hocaları ve hatta hocaların hocaları şunları söylemişlerdi: Bütün sporcuları “Benzersiz” birer birey olarak tanımak ve ele almak, bir grup üyeliği onuru ve takım kimliği duygusu geliştirmek. Ayrıntılı olarak hazırlanan bir takım hedefleri programının oluşturulması, hedeflerin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediklerini anlamak için bir değerlendirme yönteminin hazırlanması. Takım içinde rol beklentilerinin belirgin hale getirilmesi, Takım kaptanları için gerekli zamanların ayrılması. Bir oyuncular konseyinin oluşturulması,

Bu maddeleri birer -birer açıklamak, yerimiz itibarıyla olanaksız ama şu anlama geldiğini ve de tartışmaya açık olduğunu da söylemeliyim. Evet, uzun yıllar önceydi ve zamanın ustalarının sözleriydi bunlar. Birçokları hayatta değiller. Nur içinde yatsınlar!

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here