Spor Ahlakı ve Atatürk (1)

0
5

Değerli okurlarım, havadan sudan söz etmeyeceğim. Sıcaklarımızın hatırı sayılır ya, kışın bile insanlarımız fazla üşümez. Şehrimizin konumu böyle! Bu makalemde sizlerle çok uzun bir yolculuğa çıkacağız. Geride bıraktığımız yıllara; maziye doğru hızlı biçimde bir yolculuk olacak. Üzülerek söylemem gerekiyor ki, ne kadar gerilere gidersek gidelim, yine de Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü görebilme şansımız olmuyor. Görenlere ne mutlu!

Bu makalemi okuduğunuzda, tüm ifadelerimi yadırgayacak, inanmakta da zorlanacaksınız. Anlatmaya çalıştığım dönemde çoğunuz daha dünyaya gelmemiştiniz. Fakat vereceğim isimleri doğal olarak hatırlayacaksınız. O zaman sözü uzatmaya gerek var mı? Gaziantep İstiklal İlkokulunda idi, söylemiştim. Bu kâğıt üzerinde böyleydi. Genel olarak halk arsında Tekke olarak geçerdi. Haksız da değillerdi.

Şöyle anlatmak istiyorum. Tarihi bir taş kapıdan içeri giriyorsunuz, geniş bir alan. En karşında namaz kılınan mekân… Sol tarafta daire şeklinde 15-20 musluklu abdest alınacak yer. Burası tabi ki tekke olacak. Okul bunun neresinde diyeceksiniz biliyorum.

Efendim, girişin sağ tarafında daima kapalı duran küçük bir kapı mevcut. Oradan içeri girince, ha burası okulmuş diyorsunuz. Karşılıklı üçer katlı taş bir bina. Bizim sınıf ikinci kattaydı. Küçücük bir sınıf ve 54 kişiydik. Her sıra üç kişiye aitti. Bazıları bizim mahalleden ve pek azı da kenar semtlerde oturan çocuklardı. İlk günlerdeki acemilik geçti ama doğruyu söylemem gerekirse, korku dalgaları bekliyordu. Buna çocukluk psikolojisi de denilebilir.

Öğretmenimizin adı: NAHİDE AKTAN. Şehre çok yakın Arıl Köyü’ndendi. Uzun zamandan beri şehirde yaşıyordu. Bekârdı ve evlenmeye de hiç niyeti yoktu. Rahmetle andığım öğretmenimiz otuz yaşlarındaydı. İnanın tam ağır sıklet bir kızdı. Onu görünce korkmamak hiç mümkün mü? Nahide Öğretmenimiz, kendini mesleğine adamıştı. Aynı zamanda başarılı bir öğretmendi. Rahmetli annemle de iyi dost olmuşlardı. Kısa süre sonra annem rahmetli olunca, öğretmenim çok üzülmüştü. Erkek gibi tıraş olur, etrafını da ürkütürdü doğrusu.

İyi bir Atatürk hayranıydı. Her fırsatta O’nu ilk kez nasıl gördüğünü anlatır ve gözleri dolardı. Derslerin bazı bölümlerinde Atamızın spor sevgisinden ve erişilmez devlet adamlığından söz ederdi rahmetli. Sınıfımız da göremeyip de, hatırlayacağınız kimler vardı. Mehmet Kıvrıkoğlu (Eski Genel Kurmay Başkanı), Vehbi Dinçerler (Eski Milli Eğitim Bakanı), Mehmet Sağlam (Eski Milli Eğitim Bakanı). Bunlar benden bir yaş büyüktü ama fizik olarak ben onlardan daha öndeydim. Vehbi Dinçerler’in benden yediyi dayak, buradan İstanbul’a köprü olur inanın. Sınıf mümessiliyim ya.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here