Son Dakikaların Cazibesi (3)

0
10

Değerli okurlarım, gazetemizi okuduğunuzu biliyorum. Dünkü sayımızda hem “son dakika kararlarından” bahsetmiş, hem de “para için spor ve ahlak satılır mı?” demiştim, hatırlayacaksınız. Ulu Önder Atatürk’ün “Ben sporcunun zeki çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” vecizesini tüm statlara asmamıza rağmen, aksini yapmaktan da geri kalmıyoruz.

Futbol profesyonel olduktan ve de totolarla, bahislerle gelişip sanayileşen daha da önemlisi endüstrileşen; Euro’lar Dolar’lar (milyarlarca) dönen sporla tanıştığımızdan beri maalesef ahlak mefhumunu hep görmezden geldik. Ahlaklı sporcu sevmez olduk ya da onların varlığını unutur olduk. Öyle bir çetrefilli durum hâsıl oldu ki bugün sadece Türk futbolunu değil, Evrensel sporu simgeleyen o muhteşem sporcuları; dopinge, yüzlerini kızartan şikeye bulaştıran spor kulüpleri, milli federasyonları ve hatta FIFA’sından FIBA’sına kadar dünya sporunu yöneten uluslararası federasyonları bile bu çirkinliğe açık hale getiren ve önüne geçilemeyen, inanın bu “rezil” zihniyettir.

Burada yatan Zihniyet nedir biliyor musunuz? “Spor, öncelikle paradır” diyen zihniyettir ve işte sporu eğlence olmaktan da ahlaklı olmaktan da çıkarıp uzaklaştıran acı gerçek burada yatmaktadır. Şike ve teşvik primi kapsamında yürütülen soruşturmalarda ortaya atılan, sporumuzu yönetenlerin ilginç fikirleri “Aman ha hiçbir takım düşürülmesin, olur ya düşürülmeme bugünkü talimatlarla mümkün olmayacak ise talimatlar derhal değiştirilerek düşme kaldırılsın” gibi parlak fikirleri ortaya atanlar, hangi hazin noktaya geldiğimizin göstergesi değil midir?

Bitmedi, Euro’lar, Dolar’lar öylesine gözümüzü bürümüş ki hatta öylesine gözümüzü döndürmüş ki spor ve asil tarifini, ahlakın esas olma niteliğini unutmaya, sporu yönetenlerin ve uzmanların bu asil (!) yaklaşımları sayesinde hemen hazırız. İnanın böylesine netameli, çirkin bir ortamda, talimat değiştirerek düşmeyi kaldırmaya karşı UEFA’nın FIFA’nın nasıl bir tavır alacağını bildikleri halde dünyaya rezil olmamızı da göze alarak “yönetmeliği değiştirelim” diyebilen yöneticilerimiz, uzmanlarımız, medyadaki destekçilerimiz var.

Buradaki parlak düşünce şu! Naklen yayın değerleri düşer, kulüp mağazalarının hâsılatı azalır… Tribünlere az sporsever gelir, kombineler satılmaz… Yani sonuçta her şey yine paraya dayanıyor. Paranın çok şey ama her şey olmadığını bir türlü anlayamıyoruz. Dünya ulusları karşısında çok zor duruma kalacağımızı bile-bile bazı yöntemler geliştirerek, kendinizi tatmin etmeye, sözde gururumuzu kurtarmaya çalışıyoruz. Ne kadar “gözü kara” bir milletiz. Oysa aklın yolu birdir, mantıklı davransak daha iyi değil mi?

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here