Korona Günlerinde

0
18

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Günler, aylar, bayramlar derken korona hanımın egemenliğinde geçti baharımız, yazımız. Ne bayramlar bayramlara benzedi, ne de yaşadığımız günlerden bir şey anladık. Korona hanıma eşlik eden baş döndürücü gündem, karmaşa, işsizlik, yoksulluk, kadına, insana, hayvana yapılan garabetler, bir tarafta süslü püslü düşler, bir tarafta acı gerçekler. Ve bizler bu baş döndürücü hızla değişen ama gerçeği gizleyemeyen günler içinde yuvarlanıp yaşıyormuşuz gibi yapıyoruz. Aslında yaşantımız tamamen bir sanı oldu.

Bir defa maskelerimiz yüzünden aldığımız nefes, nefese benzemez oldu. 65 yaş üstüne uygulanan yasaklar yüzünden mahsur kalan gurbetçiler ve diğerleri depresyona girdi. İsyanları dorukta… Okullar, anaokulları, kreşler açılıyor ama 65 yaş üstü olanlar saat ondan sonra sokağa çıkamıyor, ailesi ile birlikte bir akşam yemeğine gidemiyor. Söyleyim mi çok da rahat çıkarlardı kimsenin haberi bile olmazdı ama onlar çıkmıyor çünkü saygılarını sonuna dek sürdürmeye çalışıyorlar. Ama isyanları, sinirleri, her saniye ayakta ve patlamaya hazır bombaya döndüler ki arada bir patlıyorlar da… Zaten ekonomi bozuk, işsizlikten kırılıyor gençlik, üniversite tercihleri, liselere giriş derken darmadağın olan zihinler, yıkılan hayaller! Ve her krizi avantaja çevirmeyi bilen fırsatçılar, kimsede gülecek hal kalmadı, suratlar asık yani maskelere sevinir olduk en azından suratımızdan düşenin bin parça olduğunu anlamıyor kimse.

Dünya deseniz o da koronaya omuz vermiş gibi tankerler patlıyor Lübnan’da bilinçli ya da değil. Yüzlerce insanın ölümüne neden olan patlama ortalığı darmadağın ediyor. Yağan yağmurlar bile değişti, onlarda evde kapalı kalmış gibi yağdıkça yağıp sellere neden oluyor, yaz ortasında taş gibi dolu yağıyor sanki intikam alıyor bilinmez kimlerden.

Ve ben deniz bu günlerde çok mutluyum ve aynı zamanda ölecek kadar mutsuz. Mutluyum çocuklarım geldi. Berke neşe kaynağım geldiği günden beri ne korona ne de başka bir şeyi düşünmez oldum çok şükür çok… Çoktan unuttuğumu sandığım gülüşüm döndü, geldi, yerleşti eski yerine, kahkahalarımız usul usul çınlıyor evde. Berkecim asker olacak yakında. Ailemizin böylece son neferi de asker oluyor çok şükür bu günleri gördük.  Dilerim bütün adaylar sağlıkla, mutlulukla vatani görevlerini yapıp evlerine tez dönerler.

Ve sevgili okuyucularım şimdilik sağlıkla, sevgiyle kalalım, ayrımsız, gayrımsız. Biz 5 aydan beri maske kullanıyoruz. Lütfen sizde kullanmaya devam edin. Artık önlemleri bilmeyen yok, hatta fenalık geldi yazılanlardan söylenenlerden ve her şeyden. Bendenizce herkes kendini kendi için korumuyorsa başkası için korusun. Ve bu günleri birlikte atlatalım. Yase

& & & & &

Ben Yolcuyum

Yaşamın anlamını kavramak için dünyayı dolaşmaya çıkan bir genç, gezdiği ülkelerden birinde ünlü bir bilgeyi ziyarete gitmişti.

Gezgin genç, bilgenin yaşadığı evde, tüm duvarların kitaplarla kaplı olduğunu gördü. Fakat evi dikkatle gözden geçirdikten sonra, yerde bir kilim, duvar dibinde yatak olarak kullanılan bir sedir, ortada ise bir masa ve sandalyeden başka evde hiçbir eşyanın olmadığını gördü ve merakla sordu:

“Neden hiç eşyanız yok?” dedi. “Koltuklarınız, kanepeleriniz, büfeleriniz, Onlar nerede?”

Bilge, bu soruya karşılık olarak kendi bir soru sordu gezgin gence; “Senin de yalnızca, sırtında taşıdığın küçük bir çantan var, yavrum” dedi. “Peki, senin eşyaların nerede?”

Gezgin genç, kendini savunurcasına yanıtladı bu soruyu: “Ama görüyorsunuz, Ben yolcuyum.”

Ünlü bilge, hak verircesine güldü: “Ben de öyle, yavrum” dedi. “Ben de öyle.”

Ben Yolcuyum

& & & & &

Birlikte Ayrılık

Birbirlerine delicesine âşık olan prenses ve prens, dillere destan bir düğünle evlenirler. Ancak daha aradan bir ay geçmeden aşkın yerini fırtına alır, karı koca sık-sık kavga etmeye başlarlar.

Kral araştırma yaptırır ama bir türlü işin sırrını çözemez. Bu arada prenses ve prens bu sırrın düşmanlar tarafından fark edilmemesi için resmi davetlerde mutlu karı koca rolü oynarlar. Baş başa kaldıkları zamansa birbirlerine karşı nefretle konuşmaya ve davranmaya devam ederler.

Sonunda kral sarayın akıllı kadınlarını görevlendirerek o büyük aşkın nasıl yok olduğunu öğrenmek ister.

Kadınlardan biri derki; “Bunun için araştırma yapmaya gerek yok Kralım.”

“Neden ?”

“İkisi de aslında başkasına aşık.” Kral şaşkın gözlerle bakınırken, kadın açıklamasına devam eder.

“Onlar toy ve samimiydiler, birbirlerini delice sevdiklerini sanıyorlardı. Oysa her biri sadece kendisini seviyor, ötekisiniyse istiyordu. Bu yüzden birlikte oldular ama asla bir olamadılar.”

& & & & &

Hz. Mevlânâ’nın Vasiyeti:

Size, gizlide ve açıkta Allah’tan korkmayı, az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı, isyan ve günahları terk etmeyi, oruç tutmayı, namaza devam etmeyi, sürekli olarak şehveti terk etmeyi, bütün yaratıklardan gelen cefaya tahammüllü olmayı, aptal ve cahillerle oturmamayı, güzel davranışlı ve olgun kişilerle birlikte bulunmayı vasiyet ediyorum. İnsanların en hayırlısı, insanlara yararı olandır. Sözün en hayırlısı, az ve anlaşılır olanıdır.

“Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!

Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir”

& & & & &

Hz. Mevlana’dan En Güzel Özlü Sözleri Sizin İçin Derledik…

Ey canımın sahibi Yar! Sen benimle olduktan sonra kaybettiklerimin ne önemi var.

“Gene gel! gene gel! her ne isen gene gel! Kafirsen, ateşe tapıyorsan, puta tapıyorsan da, gene gel, Bu bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değil, Yüz kere tövbeni bozmuşsan da gene gel!”

Gözlerinin gördüğünü yüreğinin gördüğüne değişiyorsan eyvallah! Yüreğinin gördüğünü gözlerinin gördüğüne değişiyorsan eyvah, eyvah!

İnsanları tanımak için tüm gücünüzü verin, ama tüm sevginizi vermeyin. Çünkü onları tanımaya başladıkça verdiğiniz sevgiye acıyacaksınız!

Bencillik gözüne takılmış ayna gibidir.O gözler nereye bakarsa baksın kendinden başka birini görmez.

Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle.. Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil, kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla…!

Günün Şiiri

Hangi Ayrılık

Hangi gün karar verdin,
Küt diye çekip gitmeye?
Hangi lafım dokundu sana,
Böyle inceden inceye?
Hangi otobüs söyle,
Hangi uçak, hangi tren;
Seni benden götüren,
Beni bir kuş gibi öttüren?
Hangi kırılası eller dolanır şimdi,
Kırılası belinde?
Hangi rüzgar şarkı söyler,
O ay tanrıçası teninde?
Hangi çirkin gerçek uğruna,
Tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin,
En mahrem sırlarımızı?
Hangi cama kafa atsam;
Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip,
Hangi masaları dağıtsam?
Ben de bu sersem başımı,
Karakolun duvarına vursam!
Kendimi caddeye atıp,
Arabaların altına savursam!.
Hangi tercih beni,
En hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de
Ömür boyu süründürür?
Kayıp ilanı mı versem,
Şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri,
Seni bulup getirene?
Hangi ayrılık var ki,
Böyle diş ağrısı gibi, durmadan zonklasın?
Hangi cam kesiği var ki
Böyle musluk gibi, içime damlasın?
Hiç sanmam, hasta kalbim,
Bunu bir süre daha kaldıramaz..
Feriştah olsa, böyle
Eli-kolu bağlı, bekleyip duramaz!..
Hangi mübarek dua,
Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
Hangi aptal mazeret ikna eder,
Ateşimi söndürmeye?
Olur mu be, olur mu?
Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi;
Buruşturup bir kenara atılır mı?
Vefa bu kadar basit mi?
Alınır mı, satılır mı?
Hangi hırsız çaldı
Seni yırtık cebimden?
Hangi pense kopardı,
Bizi birbirimizden?
Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
Hangi çöpçü süpürdü,
Yerden bütün izini?
Hangi yaldızlı otel,
Çarşaf serip barındırdı?
Hangi süslü manzara,
Seni kolayca kandırdı?
Hangi şarlatan imaj,
Böyle çabuk ilgini çekti?
Hangi pembe vaatler,
O saf kalbini cezbetti?
Dağ gibi adamı eze-eze,
Hangi anası tipli parlak çömeze
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
Hangi yamyamlara yedirdin,
O masum rüyamızı?
Hangi mahluklar çiğnedi,
El değmemiş sevdamızı?
Hangi bıçak keser şimdi,
enim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır,
İnsanlara olan inancımı?
Hangi bekçi,
Hangi polis artık zapteder beni?
Ve hangi su bağışlatır,
Hangi musalla temizler seni?
Hangi sevgili var ki
Senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki
Benim kadar çaresiz?
Hangi ayrılık var ki
Böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taşyürek var ki
Benim kadar ağlasın?

Yusuf HAYALOĞLU

Günün Sözü

Varacağın yeri bilmiyorsan vardığın yerlerin hiçbir önemi yok. Haksızlığa sapıp bütün insanlar seni takip edeceğine, adaletle hareket edip tek başına kal, daha iyi.
Gandi

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here