Geçmiş Kurban Bayramımız Kutlu Olsun

0
24

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Geçmiş Kurban bayramınız kutlu olsun. Düşünüyorum da Allah Kurban Bayramında  bir koç indirmemiş olsaydı ve Hz. İbrahim oğlunu kurban etseydi şimdi biz ne yapacaktık? Tüylerim diken, diken oluyor, sonucu düşününce. Ancak Allah bunu yapamayacağımızı biliyordu ve aslında o yalnızca bir deneme yapmıştı. Tevrat’ta anlatıldığı gibi… Tevrat’a göre, Melek, “Çocuğa dokunma” dedi, “Ona hiçbir şey yapma. Şimdi Tanrı’dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin.” Aslında bir İslam dini terimi olan  Kurban, Allah’a yaklaşmak ve Allah rızasına ermek niyetiyle kesilen, kurban edilen, hayvan demektir.

Kuran’ı Kerim’de anlatılan İbrahim peygamber ve oğlu İsmail ile ilgili kıssadan yola çıkarsak, kurban kavramı, çok daha genel bir adanmışlığı, Allah için bireyin her şeyini feda edebilecek olmasını, Allah’a teslimiyeti ve ona karşı şükür içinde olmayı ifade etmektedir. Ve bence  Kuran’ı Kerim’de Hac Suresinde geçen şu ayet, kurbanın İslam inancındaki yerini tam olarak özetler: 37. Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele!

Kurban bayramını geride bıraktığımız şu günlerde aslında, keşke  Allah’a teslimiyetin anlamını bilebilseydik diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Gösterişten uzak, tamamen düşünce gibi, nefes gibi sadece Allah’la kul arasında geçen bir şey olsaydı kurban dağıtımı ve yardım etmek? Çocukluğumuzda böyleydi kimse kimsenin ne verdiğini bilmezdi.

Dünyanın en güzel koçları gelirdi bahçemize, hepsinin de kırmızı kurdeleleri olurdu. Sevinçten zıplardık bir sürü çocuk. Ve bir sabah uyanırdık ki onlardan eser kalmamış; sanki hiç o bahçeye gelmemişler, bizi neşelendirmemişler gibi. Etrafta en ufak bir dağınıklık kurban kesildiğine dair hiçbir belirti olmazdı. Daha sonraları öğrendik ki sabahın erkeninden kurbanlar kesilir ve hepsi kimseler uyanmadan dağıtılırmış. Ancak mutfakta gelecek konuklar için kocaman tencereler ocağın üzerinde yerini almış olurdu.

Çok iyi anımsıyorum o zamanlar eve gelen konuklara  yemek verilirdi. Giren çıkan, kapının önünde kuyruk oluşturan arabalar, bisikletler herkes evimize bayramlaşmaya gelirdi. Biz çocuklarsa her zaman bahçemiz bellediğimiz sokağımızda yepyeni giysilerimiz ile kaldırıma oturur birbirimize öyküler  anlatırdık. Ve bayram harçlığı ile alacağımız kitapların listesini yapardık… Bu arada sokaktan gelen geçenlerde bize gülümserdi. Bayramı bayram gibi yaşardık, kaygısız sevinçli.

Kaç yıl sürdü bu güzellik kim bilir? Her şey gibi güzelliklerin de bir sonu vardır kuşkusuz. Teker, teker aile fertleri toprağa dönmeye başlayınca, çocukluğumuzda  yerini  zamansız bir ağırlığa bıraktı. Ve öyle bir gün geldi baktık ki bayram günlerini  anımsatan olmasa anımsamayacak kadar uzaklaşmışız dünyadan. O zaman dilimi ne kadar sürdü, ne zaman başa sarmaya başladı zaman  hiç bilmiyorum. Ancak dünyaya yeni gelmeye başlayan canlar dönüşün habercisiydi ve yenilenmiş olarak yeniden yaşamaya başlayınca yine çoluk çocuğa karışınca bu kez bayramlardan aldığımız lezzette bir başka oldu; çocukluğumuzdaki kaygısızlığından çok uzak ve yepyeni duygular, artık biz annelerimizin, teyzelerimizin yerindeydik.

Ve bizim yaşadığımız bayram güzelliklerini aynen onların yaptığı gibi  çocuklarımıza yaşatmaya  çalıştık. Ancak ne kadar başarılı olduk bilmiyorum? Biz sokakta büyüdük. Bu başlı başına  bir ayrıcalık… Ama çocuklarımız ne yazık ki bu zevki hiçbir zaman bilemedi. Çünkü zaman o zaman değil artık ancak her şeyin zamanı ayrı ve zaman zamanında yaşanmalı. Zamanı yakalayabilmek önemli olan ve “biz bu çocuklardan şanslıydık” demeyeceğim. Çünkü o zaman öyleydi şimdi böyle. Ve yaşamımızın zenginliği içimizdeki defineyi gün be gün büyütmektedir.

Ve şimdi gördüğümüz kurbanlar, bizim insana ferahlık veren koçlarımızın  yanından bile geçemez. Bir zaman geldi  dışarıdan ithal edilen  çirkin suratlı anguslar kurban edildi ve aralarında gebelik testi yapılmamış olsaydı bebeği ile kurban edilecek ineklerde. Ve şimdilerde  nerdeyse aylardan beri tv’lerde kurban  bağışı için çağrılar yapan kuruluşlar var. Ve derileri için anlaşan kuruluşlar. Ancak ne değişirse değişsin diyorum insanın bayram sevinci değişmesin.

Ve sevgili okuyucularım geçmiş Kurban Bayramımız  Kutlu Olsun diyorum sağlık, sevgi, birlik ve beraberlik içinde… Yase

& & & & &

Kurban’ın Istılahı Anlamı

Istılahta, yani bir İslam dini terimi olarak Kurban, Allah’a yaklaşmak ve Allah rızasına ermek niyetiyle kesilen, kurban edilen, hayvan demektir. Kur’an’da geçen İbrahim peygamber ve oğlu İsmail ile ilgili kıssadan yola çıkarak, kurban kavramı, çok daha genel bir adanmışlığı, Allah için bireyin her şeyini feda edebilecek olmasını, Allah’a teslimiyeti ve ona karşı şükür içinde olmayı ifade etmektedir. Kur’an ‘da Hac Suresinde geçen şu ayet, kurbanın İslam inancındaki yerini özetler: “Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan ancak, sizin O’nun için yaptığınız, gösterişten uzak amel ve ibadettir.” (Hacc 22/36;37)

Tarihçe

Tanah’a göre İbrahim’in Eşi Sara’dan bir çocuğu olmuyordu ve İbrahim Sara’dan bir çocuğu olması durumunda bunu Tanrı’ya Kurban olarak adadı. Tanrı, “İshak’ı, sevdiğin biricik oğlunu al, Moriya bölgesine git” dedi, “Orada sana göstereceğim bir dağda oğlunu yakmalık sunu olarak sun.”, 8-9-10-11-12-13: İbrahim, “Oğlum, yakmalık sunu için kuzuyu Tanrı kendisi sağlayacak” dedi. İkisi birlikte yürümeye devam ettiler. Tanrı’nın kendisine belirttiği yere varınca İbrahim bir sunak yaptı, üzerine odun dizdi. Oğlu İshak’ı bağlayıp sunaktaki odunların üzerine yatırdı. Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı. Ama RAB’bin meleği göklerden, “İbrahim, İbrahim!” diye seslendi. İbrahim, “İşte buradayım!” diye karşılık verdi. Melek, “Çocuğa dokunma” dedi, “Ona hiçbir şey yapma. Şimdi Tanrı’dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin.” İbrahim çevresine bakınca, boynuzları sık çalılara takılmış bir koç gördü. Gidip koçu getirdi. Oğlunun yerine onu yakmalık sunu olarak sundu.”(Yaratılış: 22:2-8-9-10-11-12-13)

Kur’an metinlerinde bahsi geçen çocuğun “yumuşak huylu bir erkek çocuk” olmasından bahsedilip ismini belirtilmemiştir (Sâffât Sûresi: 101). Fakat genelde İsmail olarak tefsir edilir ve Müslümanlar çocuğun İsmail olduğuna inanırlar.

Diğer İslami kaynaklara göre, İbrahim Peygamberin eşinin kısır olması nedeni ile bir çocuğu olmayınca (bazı rivayetlere göre 125 yıl Allah’a yalvarır, dua eder. Kendisinin ve eşinin yaşlı olduğu bir zamanda mucizevi bir şekilde oğlu olur. Çocuk biraz büyüdüğünde, İbrahim peygamber rüyasında onu kurban etmesi gerektiğini görür. Oğluna “Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın” der. Peygamberlerin rüyaları normal insanların rüyalarından farklı olduğundan bu bir emir olarak kabul edilmiş ve İbrahim peygamber oğlunu kurban etmeye götürmüştür. Ancak Allah’ın emriyle bıçak çocuğu kesmez. Bu esnada Cebrail kucağında bir koç ile gelir. Bu imtihan başarı ile geçildikten sonra tüm İbrahim’i dinlerde Zilhicce ayının 10. günü aynı şekilde kurban kesilerek kutlanan bayram olmuştur. İslam peygamberi, Hac gibi terk edilen İbrahim geleneği, tekrar hayata geçirmiştir.

Günün Şiiri

Bayram Gününde

Gül açsın, diken solsun,
Yürekler sevgi dolsun,
Gönüller huzur bulsun,
Güzel bayram gününde.

Kullar nefsini yıksın,
Hak yolunda yarışsın,
Küsülüler barışsın,
Güzel bayram gününde.

Fatihalar okunsun,
Kabirde yatan gülsün,
Büyük eli öpülsün,
Güzel bayram gününde.

Gurbet elde olanlar,
Hasretlik çeken canlar,
Kavuşsun ayrılanlar,
Güzel bayram gününde.

Rabbim afet vermesin,
Canlar kederlenmesin,
Feryat, figan etmesin,
Güzel bayram gününde.

Sönsün Dünya’da ateş,
Dinsin gözlerdeki yaş,
Gülsün mazlum her kardeş,
Güzel bayram gününde.

Çevreye baksın toklar,
Yokluk, ciğer parçalar,
Şifa bulsun hastalar,
Güzel bayram gününde.

Engelli yol olsun düz,
Sevinsin garip, öksüz,
Devrilsin zalim, köksüz,
Güzel bayram gününde.

Seleddin AYDIN

Günün Fıkrası

İyi Seçim

İki mühendislik öğrencisi kampus içerisinde yürürken biri diğerine sorar, “Bu muhteşem bisikleti de nereden buldun?” Diğeri cevap verir, “Dün tek başıma dolaşırken bir yandan da okulu bitirince ne iş yapacağımı düşünüyordum. Birden bu bisikletin üzerinde nefis bir kız geldi ve yanımda durdu. Bisikleti çimenlerin üzerine bıraktı ve üzerindeki bütün giysileri çıkarttı. Sonra da bana “Hangisini istiyorsan al” dedi.” Diğer öğrenci arkadaşını doğrularcasına başını sallayarak, “İyi seçim yapmışsın, elbiseler belki sana uymayabilirdi”.

Günün Sözü

Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan ancak, sizin O’nun için yaptığınız, gösterişten uzak amel ve ibadettir. (Hacc 22/36;37)

Kur’an-a saygı, onu duvara asıp önünde saatlerce dikilip, öpmek değildir, saygı onun dediklerini yapıp kalbe yerleştirmektir.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here