Futbolun Şövalye Ruhu (2)

0
10

Değerli okurlarım, dünkü sayımızda sık-sık “şövalye ruhundan” söz ettik ya onun nasıl bir şey olduğu ve özellikleri hakkında bilgiler sunamamıştım. Bugün bu kavram hakkında neler biliyorsam sizlerle paylaşmak istiyorum. Asil ve erdemli olabilmek önemli bir hadisedir. Bu duyguların yürekte hissedilmesi şarttır. Çok iyi bildiğiniz gibi, insanlar önce kendilerini kontrol edebilmeli, kendine saygı duyabilmelidir.

Efendim, bir yazar olarak mesleğimin ne kadar kutsal olduğunu biliyor ve hangi koşulda olursa olsun ona göre hareket etmeyi kendime görev sayıyorum. Bugün binlerce okurum varsa, makalelerimin büyük bölümünde onları yarım asır gerilere götürmeyi yeğliyorum. Bu kadar zaman önce okurlarımın çok büyük bölümü daha dünyaya gelmemişti. Bu nedenle yazılarımı ilginç buluyorlar.

Dün böyleydi, bugün de böyle, hayatta kalırsam yarın da böyle olacaktır. Gönlümdeki hassas terazi ile kişilerin duygularını tartar, bir gözlemci olarak olayları yerinde inceler ve inandıktan sonra huzur içinde daktilonun başına geçerim. Her şeye rağmen şövalye ruhundan söz edemem ama duygusal ruhlu bir insanımdırGerçekten sevenlere, mazide kalmış sevgiliye saygılı olanlara turab olurum. Özellikle hatır gönül işlerinde, belli yerler zarar görmesinler diye kaçınmışımdır. Zararı ziyanın sadece bana olacaksa insanlara yardım etmekten kaçınmam, bundan da büyük mutluluk duyarım.

Ayrıntıya girmeden söylemek istiyorum. Birçok dostlarım sık-sık şu ifadeyi kullanmışlardır… “Öcal Hocam bu kadar nazik, bu kadar mütevazı olmak zorunda değilsin…” Onlara sadece ve samimi olarak teşekkür ettim o kadar. Kendimi sizlere anlatmak ya da bazı yaklaşımlardan kendime pay çıkarmak gibi kesinlikle bir düşüncem yoktur. Sizler ve çevrem bizi gereği kadar tanıyorsunuz. Yanlış yapma, bilerek ve isteyerek olumsuz yönde dikkat çekme gibi bir lüksümüz de yoktur, hamdolsun…

İşte şövalyelik ve şövalyelik ruhu burada başlıyor… Şövalyelik Orta ve Yeni Çağlarda çok önemli bir unvandı. Hatta krallığa bile değişilmezdi. Çocukluğumda bu tür filmleri çok izlemiştim ve birazda beyazperdede gördüklerimden esinleniyorum.

Şövalyeler, asaleti olan, savaşçı ruha sahip, centilmen, iyi kılıç kullanan, hem kendi ülkesinde ve hem de komşu ülkelerde parmakla gösterilen müstesna insanlardı. Kendilerine ait şatoları olan, savaş halinde kralların akıl danıştığı cengâver insanlardı. Şimdi futbolun şövalye ruhu var da, insanlar elbirliğiyle milyarların sevgilisini yer ile yeksan ediyorlar. Bu ayak oyununda her türlü rezalet boyu boyut kazanmış durumda. “Ben teşvik primini alırım, bu şike değildir” diyen, bakalım öbür tarafta gerçek şövalyelere ne cevap verecek.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here