Futbola Günah Diyenler (2)

0
11

Değerli okurlarım, İngiltere’nin, futbolun hem filizlenmesine, yeşermesine ve kurallarıyla beraber muhteşem bir spor olmasına omuz verdiğini biliyoruz. Her şeye rağmen, maç yapılırken öyle kavgalar çıkıyordu ki, Kral II. Edward döneminde futbol müsabakaları yasaklanmış ve hatta lanetlenmiştir. Bu nedenle İngiltere’de futbol bir süre kesintiye uğramıştır.

Futbol büyük bir tutku, hatta bir hastalık da diyebiliriz. Bu nedenle kesintiye uğraması uzun sürmedi ve tekrar başladı. Hem öyle ki, ülkenin soyluları da bu sporu teşvik etmiş, güzel oynayanları ödüllendirmişlerdir. Burada amacımız şu! Futbol neden günah demişiz? Başka oyunlar neden günah değil de, sadece futbol günah? Futbol, emekleyerek günümüze gelinceye kadar, kimler neler kazandırmış, nasıl gelişmeler olmuş, bir de futbola ilk harcı koyanları yâd etmek. Şimdilik başka bir amacımız yok…

Futbol üç direkli olduktan sonra, daha güzel ve daha sevimli hale gelmiştir. Bu güzellikler birer-birer oluşurken dikkat çeken en önemli gelişme, topun elle tutulamayacağı, elle oynanmayacağı olmuştur. Taç atışlarını ve kalecilerin özel durumlarını konu dışı tutuyoruz. Ayrıca, meşin yuvarlağın falsolu sıçramalarını önlemek için küre şeklini alması da büyük bir aşama olarak kabul edilebilir.

Şimdi, belli bir tarihe kadar futbolda çok büyük ilerlemeler oldu. Bazı istisnaların dışında bu ayak sporu izlenebilir hale geldi. Milli federasyonlar, yan kuruluşları hepsi tamamlanarak futbolun geleceği sağlama alındı. Şu ana kadar saydığım ve bundan sonra da sayacağım önemli gelişmelerin hepsi de İngiltere’de oldu. İlk Milli Federasyon ve ilk Resmi Maçlar orada gerçekleşti.

Ülkemize gelince; “İstemezük”lerin günah saydığı ve bu nedenle de bir adım ileriye gidemeyen, ülkemizde yaşayan yabancıların maçları seyrederek sporsuz çok yıllarımız geçti. İzlemenin de bir ceremesi vardı. Yakından, uzaktan izlemek… Yakından izlemek çok büyük suçtu. Çok canlar telef oldu, çok ocaklar söndü.

Gutenberg’in matbaasına da aynı tarifeyi uygulamadılar mı? “Gavur icadı, istemezük…” benzeri ipe sapa gelmeyen sözler. Matbaayı büyük devletler kullanıyordu ve bizde büyük devlettik. Düşünün ki, bütün sosyal gelişmelerde, medeni ülkelerden farklı gözükmesek bile, yine de doğruyu söylemek gerekirse 400 yıllık rötarımız var. Millet olarak bu rötarı bir türlü kapatamıyoruz. Doğruyu söylemek gerekirse, çaba da göstermiyoruz.

Bu nedenle diyorum ki futbol bizlere miras olarak bırakanlara, armağan edenlere şükranlarımızı sunarız, teşekkür ederiz. Futbol olmasaydı hangi sporu izlerdik ya da bizler neleri yazardık bilemiyorum. Futbol kolayına bugünlere gelmedi. Bu spor için bilerek ve isteyerek can verenler çok oldu. Futbolun nasıl olacağı, kimlere boyun eğdireceği ta o zamandan belliymiş. Biz bu mirasçılar da, kimlere boyun eğdireceği ta o zamandan belliymiş. Biz mirasçılarda da, futbola hiç de iyi muamele etmiyoruz, bütün kötülükleri ona reva görüyoruz. Örneğin, şikeyi ondan hiç esirgemiyoruz.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here