Engeliler Günü, Engel Tanımayanlar ve Kendine Engel Koyanlar Haftası

0
65

Günaydın sevgili okuyucularım nalsısınız bu sabah? Engeliler haftasını kutluyoruz  bu hafta. Hepimiz engelliyiz aslında ve kutladığımız kendi günümüz. Hepimiz şu ya da bu şekilde engelleniyoruz. Ya kendimiz  engelliyoruz kendimizi ya da yapımız bizi engelliyor. Sonunda engeller hepimiz için. Eğer bedenen bir engelimiz yoksa şimdi ilerde olmayacak demek değildir kuşkusuz, yaşımız başımız ne olursa olsun. Hepimiz bunu biliriz de başımıza gelmeden anlamayız. Oysa her an her yerde başımıza bir şey gelmeyeceğinin garantisi yoktur. Bedenen engelli doğmadan yalnızca hastalık durumlarında bile engelli olabiliriz bir müddet için. Ve yatmak zorunda kalırız. Başımızı kaldıramayız bir bardak su için bile başkasına ihtiyaç duyabiliriz. Hemen hepimiz bu duruma en azından bir iki kez düşmüşüzdür.

Bu yüzden empati yapabiliriz ve biliriz ki hastalık durumu geçince normal hayata döneceğiz, bu yüzden empati yaparken bunu da düşünerek empati yaparsak kendimizi onun yerine daha kolay koyabilir ve birbirimizi daha çok anlayabiliriz ötekileştirmeden. Ve böylece birbirimizin engellerini en aza indirebiliriz. Ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için ön ayak olabiliriz. Yeniden dönüşüm projelerinde beden engelli arkadaşların bütün ihtiyaçları göz önüne alınarak tasarlanabilir… Ve engeller, yalnızca engelliler gününde konuşulmaz…

Birçok engelli arkadaş için aslında engel yoktur. Çünkü beden, eksik olan uzvun yerine çok zaman  başka bir yetenek vermiştir. Ayağı ile resim yapan, ayağı ile araba kullanan, gözü görmeyen ancak gönül gözüyle gören birçok  insan var. Bendeniz  için bunlar birer engel değil. Gerçek engelli kendini engelli sanmaktır bana göre. Yapabileceği bir şeyi yapmayan, örneğin ben deniz bu günlerde elim kolum bağlı bedenimi çok ağır hissediyorum. Yakında resim sergisi açacağım ama elim hiçbir işe varmıyor. Ortada görünen bir engel yok. Tek  gereken şey güçlü bir dürtü… Ama onu da kendime uygulayamıyorum. Ve kendi kendimi en ağır bir şekilde engelliyorum. Ket vuruyorum yani kendime…

Bir arkadaşım var, doğuştan  kolları  dirseklere kadar ve iki bacağı olmayan. Eksiğinin ayrımında olamadan büyümüş. Kendi etrafında dönmek sanmış yürümeyi. Yemeğini elleri olmadan yiyebiliyor kollarını el sanıyordu. Büyüdükçe farklılığının ayrımına varmaya başlamış ancak kendini eksik bulmadan. Farklılığı vardı eksiği değil çünkü. Yapması gereken her şeyi yapabiliyor, her yere gidebiliyor. Normal de bazılarının yapamayacağı şeyleri bile yapabiliyordu, bu onun öz güvenini artırıyordu.

Tabi bu duruma gelmesindeki en büyük etken ailesi ve etrafında bulunan insanlar kuşkusuz. Bu sevgili arkadaşım yüksekokul okudu güzel bir işe girdi, evlendi, yurt dışına çıktı, kimseye ihtiyaç duymadan. Hatta dağa tırmandı.

Ve bu sevgili arkadaşım yaşamını bu şekilde mutlu geçiriyor. Ve düşünüyorum ki çoğumuzun eli ayağı  ağzı dili aklı varken, konuşması, yazması yürümesi kolay, önemli olan bunlar olmadan bütün bu işleri yapabilmek: İşte aslı iş orada.

Aslında bedenen eksik sandığımız arkadaşlarımız aslında bizim yapmadığımızı yapanlardır. Bu yüzden benim için engeliler günü yok, kendine engel koyanların günü var. Ve sevgili okuyucularım şimdilik sağlık ve sevgi ile kendimize engel koymadan birlikte kalalım diyorum. Yase

Not: “Sol bacağım” adlı kitabı okudunuz mu sevgili okuyucularım? Eğer okumadıysanız öneriyorum hangi yaşta olursanız olun. Her yaşın özellikle çocukların ve gençlerinde okumasını âcizane öneriyorum

Günün Şiiri

Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

Victor HUGO

Ruhla Beden Arasında

Akşamlık soframın altına

Bir güzel çömelmiş pisipisi,

Okkalı bir şeyler düşse diye

Yutkunup duruyor hani.

Bakındım uzun uzadıya

Açlıktan nefesi kokmuş

Ateşli ateşli gözlerine;

Gözlerinde zaman zaman

Silinmez bir dirilikte canlandı

İnsanlığın tarihi.

Lo MEN

Günün Sözü

Şanssızlığa katlanabiliriz çünkü dışarıdan gelir ve tümüyle rastlantısaldır. Oysa yaşamda bizi asıl yaralayan, yaptığımız hatalara hayıflanmaktır.

Oscar Wilde

Her şeyi denerim ama yapabildiklerimi yaparım.

Herman Melville

Şubat Güneşi

Kitabı gelişi güzel açıp bir bölüm okumuştu daha doğrusu okumaya çalışmıştı  ama gözleri şişmişti ağlamaktan ve müthiş uykusu gelmişti. Arkaya doğru yaslanıp gözlerini kapatmış  ve  anında derin bir uykunun kucağına yuvarlanmıştı. Kitap elinden kucağına düşmüştü. İskenderun’a gelene dek uyumuştu… Ancak omzuna hafifçe dokunulduğu zaman gözlerini açmıştı.  Neredeydi başında duran bu genç adam kimdi? Önce kavramamıştı ama  daha sonra uykusu açıldığında, genç adamın ona  yardım etmesine valizleri muavinin elinden almasına ve  eve bırakma teklifine “yok” dememişti. Diyememişti.

Çünkü “yok” diyecek gücü yoktu. Bu yüzden otobüsten nasıl indiğini taksiyle eve nasıl geldiğini kimle geldiğini bile anlayamamıştı. Yolda yine gözlerini kapatmıştı hiç bir şey görmek istemiyordu. Ağzını açıp bir tek kelime bile söylememişti.. Kim olduğunu  bilmediği adamda hiç konuşmamıştı. Ancak evin önünde durunca taksi genç adam “geldik” deyip hemen kapıyı açmış kızın valizlerini apartman kapısından içeri alırken “ben Ahmet” demişti. Zeynep de aynı sadelikle Zeynep diye yanıt verip elini uzatmıştı, yumuşacık kocaman bir avuçta eli kaybolmuştu sanki kızın. O zaman aklına gelenlerden korkup telaşla elini çekmiş, yarım yamalak bir teşekkürden sonra  da içeri kaçmıştı.

Asansöre girip kapıyı kapatmış sırtını duvara dayayıp derin bir  nefes almıştı… Eve girince temiz bir hava yüzüne çarpınca şaşırmıştı. Kaç yıldan beri kapalı duran evdeki temizlik kokusu da neydi? Hiç  yorum yapmadan ayağı ile kapıyı kapatıp önüne ilk gelen koltuğa kendini yüz koyun bırakmıştı Ve ancak ertesi sabah uyanabilmişti.

Arkası Yarın

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here