Günler, haftalar ve aylar göz açıp kapayıncaya kadar su gibi akıp geçiyor. Geride bıraktığımız 2011 yılı 365 günlük zaman yolculuğunda günahıyla sevabıyla ömrünü tamamladı. Sıfır kilometrelik 2012 yılına girdiğimiz şu günlerde ‘basın mesleği’ üzerine değinmek uygun olsa gerek. Gerçek dışı, abartılı övgü dolu haber ve yorumlara ilişkin bir kaç söz…
Basının asli görevi gerçekleri yansıtarak aydınlatıcı bilgiler yaymak, topluma doğru mesajlar ulaştırmaktır. Olayları yayınlarken de doğru, gerçek ve yansızlık ilkelerine özen göstermek zorundadır, basın.
Basın başlı başına bir denetim mekanizmasıdır. Toplumla sorunları paylaşırken, yanlışla doğruyu açıklar, olayları eleştirir ve yönlendirir. Aslına uygun olmayan haber ve yorumlar çürük elmadan farksızdır. Sandıktaki çürük elmalarla, medyada boy gösteren abartılı haberler arasında hiçbir fark yoktur. Sonuçta okuyucu da bir tüketicidir. Müşteriye ‘çürük haber’ kakalamak, tüketici haklarını ihlal anlamına gelir.
Basında ‘habercilik’ yön ve biçim değiştirmiş. Kişiye özel, reklam kokan haber ve yorumların aşırılığı gözden kaçmıyor. ‘Övgü Tiryakileri’ basını merdiven basamağı gibi kullanarak övülme ihtiyacını giderme çabasında. Siparişli haberler manşetlerden hiç eksilmiyor. Amaç bellidir; toplumda öne çıkma, dikkatleri üzerine çekme manevralarıyla kestirme yoldan şan, şöhret, makam ya da maddi çıkar elde etme hesapları.
Bazı siyasetçi, işadamı, sanayici ya da bürokrat takımı, gündemde kalmak için ‘övgü kampanyasından’ yararlanmaya fırsat kollarlar. Basında kendileriyle ilgili boydan boya görüntülü, abartılı iltifatlarla dolu haberlerin yayınlanmasından dolayı zevkten dört köşe oluverirler.
Kimileri de gazetelerdeki haberlere göz gezdirirken, kendileriyle ilgili haberlerle karşılaşıverirler. Gazetenin yarısı boydan boya resimle, diğer yarısı da övgüler yağdırılmış birbirinden enfes, özenle seçilmiş yalakalık içeren yazılar…
Adam zaten saygın bir kişiliğe sahiptir. Kendi halinde sade bir vatandaş gibi yaşamını sürdürmektedir. Alçak gönüllüdür, gösteriş budalası değildir, övgüye de ihtiyacı yoktur. Ama bazı basın organları yerinde durmuyor, basit çıkar hesaplarıyla ilgili ilgisiz ısmarlama magazin haber peşinde dörtnala koşuyor.
Çıkar ilişkilerine dayalı yayınlar söz konusu olunca toplumun sorunları rafa kaldırılıyor. Hâlbuki görev ve sorumluluğa öncelik vermek, basında güven ve saygınlığı arttırır. Yalakalık ve dalkavukluk karışımı övgüler havai fişek gösterisine dönüşünce inandırıcılığını yitirir. Övgü kirliliğiyle donatılmış dozu kaçmış haberler bir kamu yararı değildir, olsa-olsa kamuoyunu yanıltma seanslarıyla yapılan şarlatanlıktır.
Asıl sorunlara eğilip toplumu bilgilendirmek yerine, övenle övülen arasında danışıklı dövüş sistemiyle önceden belirlenmiş, övgüler yağdırmak, spordaki şikenin bir benzeridir.
Övgünün de bir kuralı bir sınırı olmalı. Kuru sıkı, palavra, genetiği bozulmuş elden düşme ve düzmece övgüler kamuoyunu boş yere meşgul etmektedir. Artık bu göz boyayan ‘magazin’ haberlerden vazgeçilmelidir. Övülmeyi hak edenler ortada dururken, hak etmeyenlere ‘övgü şikesi’ yapmak, büyük bir haksızlıktır.