Sigara alışkanlığı neredeyse ilköğretim okullarına indi. Gencecik çocuklar bir özenti içerisinde başlar sigaraya. Çok kötü bir alışkanlık olmasına karşılık, bazen şükretmek gerekir bu illete… Beterin beteri var. Esrar eroin, kokain v.s. çok daha tehlikeli…
Bu bağımlılıklar zararı bilinen alışkanlıklar olmakla birlikte, bugün Türk insanı bunlardan çok daha dikkat çekici bir başka uyuşturucu tehlikesi içerisindedir. Bu tehlike “televizyon bağımlılığı”dır. Televizyonlarımızda, eğitim ağırlıklı, aydınlatıcı programlar yok denecek kadar azdır. Olanlar da, insanların televizyon başında genel olarak bulunamayacağı saatler arasındadır.
Televizyon karşısında olunabildiği 19.00-23.00 zaman aralığında dizilere, yarışmalara ve eğlence programlarına yer verilmektedir. Bu saatlerde diziler yoğun olarak seyredilmekte, bir sonraki bölümü için, hafta iple çekilmektedir. Mesela “ Muhteşem Yüzyıl” adlı, Kanuni Sultan Süleyman devrini anlatan dizi, gerçeğe tamamen aykırı, yalanlarla ve iftiralarla doludur. Burada amaç, Türk Milletini geçmişinden soğutarak, koparmaktır. Böyle olduğu bilindiği halde insanlarımız bu ve benzeri dizileri büyük bir merak ve heyecanla seyretmekten, kendilerini alamamaktadır.
Onlarca şehit verdiğimiz günler olmuştur. Ama ne Devlet ne de Milletin umurunda olmadığı gibi bu programlarda herhangi bir aksama olmamakta, halkımız dizi zevkini dikkatle sürdürmektedir. Öyleyse bu programlarla Türk halkının uyuşturulduğunu söylemek yanlış mı olur? Van depremine daha bir ay olmadı. Ne televizyonlarımız dizilerini ya da yarışmalarını vazgeçti, ne de insanlarımız onları seyretmekten…
Hz. Peygamberin övgüsüne mazhar olmuş Yüce Türk Milletinin değerlerine ne oldu? “Komşusu açken, kendisi tok yatmayan”, her daim zalimin karşısında ve mazlumun yanında olan bu büyük Millet özünü mü yitirdi?
Haberleri seyrediyoruz… “Güneydoğuda şu kadar Askerimiz şehit oldu…” Birkaç gün “ah-vah”… Ama dizi keyfimizden ödün yok!.. Türk Milleti silkinerek, kendine dönmeli... Şunu çok iyi idrak etmeli ki; Millet bu programlarla uyuşturularak, Ülke bir yerlere götürülmek istenmektedir. Dikkat edilirse zamlar hep gece yarısından sonra açıklanmaktadır. İnsanlarımızın hep uyuşturulduğu saatlerde…
Kadınlarımız, bu programların müptelası olmuşlardır. Özellikle izdivaç programlarının… Bu programlar son günlerde kavga programı haline getirilmiştir. Amaç Türk insanını kavgacı bir toplum haline getirmektir. Geçen gün bu programlardan birinde adamın biri, sandalyeyi bir kadına fırlatmış, bir başka kadının kolunu kırmış. Ne hale geldik görebiliyor muyuz? “Güleriz ağlanacak halimize.”
Bir esrar, eroin, kokain v.s. bir insanı uyuşturur. Ama bu televizyon programları bir Milletin tümünü uyuşturuyor. Evimizde eşimizi, kızımızı bu dizileri seyretmekten men edebiliyor muyuz? Bu dizilerin tamamının arkasında emin olunuz ki; ABD ve AB vardır. Silah zoru ile alamadıkları yurdumuzu, insanlarımızı uyuşturarak elde etmektir onların amacı.
Terör örgütü siyasallaştı. Eşkiyanın siyasi uzantısı ve birçoğu Ermeni olan BDP vekilleri, yani PKK’nın ta kendisi Mecliste, bunlarla mücadele eden paşalar, halkın oyları ile seçilen Milletvekilleri ve dünya çapında ilim ve bilim adamları, Türk Milletinin Milli efsanesi “ERGENEKON” adı ile başlattıkları soruşturma kapsamında Silivri zindanlarında çürütülmektedir.
Deniz feneri gibi nice yolsuzluk dosyaları iktidar marifeti ile aklanmakta, ülkenin toprakları, yer altı ve yerüstü zenginlikleri yabancılara peşkeş çekilmektedir. Camileri Millet yaparken, Hıristiyan ve Yahudi alemine yaranmak ve şirin gözükmek için kilise ve havralara trilyonlarca para harcanmakta, yeniden imar edilmektedir.
Vakıflar yasası değiştirilerek azınlıklara egemenlik verilmektedir. Bu çok ama çok tehlikeli bir uygulamadır ve neticesi çok yakında ortaya çıkacak, “Fener Patrikhanesine ekümenlik verilmesi için ABD ve AB Türkiye üzerine baskılarını yoğunlaştıracaktır.
Irak’ın kuzeyinde Yahudi Barzani liderliğinde Kürt Devleti ABD tarafından kurdurulmuş, PKK’ya hamilik yapan bu devlet gayri resmi olarak Türkiye Tarafından tanınmıştır.Yakın geçmişte Barzani Türkiye’de bir yabancı Devlet başkanı olarak karşılanmış ve kendisi ile “istihbarat paylaşımı” anlaşması yapılmıştır!..Bu benzeri misaller saymakla bitmez. Biz ne yapıyoruz? Televizyonlarımızda dizi ve yarışma programları seyretmekle meşgulüz !..
Şimdi soruyorum; televizyon programlarına “U Y U Ş T U R U C U” demekle haksız mıyım değerli okuyucularım!..