Günlerce ağladık. Kalbimizdesin sana dost dedik. Saygın, sevgin bir kartal yuvasıydı. Yalanın girmediği kutsal mabedimizde en sade halini sevdik. Mısralara sığdıramadık adını. Yüreğimize kazıdık. İnsani güzelliğinden şüphe edenlere çattık. Seni taşımayanlara, çekemeyenlere, sevmeyenlere siper olmuştuk.
Kelimelerin yettiğini sanarak, evimizdeki kuru ekmeyi paylaşarak yemin etmiştik ya dostluğumuz ölümüne devam edecekti ya… Ne biz seni, ne sen bizi kandırmayacaktın… Engel olmayı bile düşünmedik seni bize getiren sahte duygu ve paylaşımlara…
Kalbimizi açtığımız kaç tane dostumuz var ki anlamadığın? Kalbimize taht kuran kaç hükümdar vardı ki? “Bize ihaneti layık gördün demek… Neyse… Sen cellât ol başımızı gövdemizden uçur. Ama Bize ihanet ederek karanlığına ortak etme. Bizi kaybettiğine de üzülme, kısa vadeli kazançlarına sevin eski dost.
Ama bizim eski dostlara, eski dostluklara karnımız tok… Bilmelisin ki biz eskimeyen dostlar, dostluklar peşindeyiz. Ve son olarak diyeceğim odur ki sen, kaybettiğin yerde arama dostluğu. Kötü izler bıraktığın yer hala kanamakta… İkirciksiz dostluğu bulduğun yerde biz vardık. Sarılmalıydın.
Orada yeni umutlar vardı seni ve aileni bekleyen... Unutma ki kaypak yüreklere ekilen tohumlar asla tomurcuk vermez. Tercihin yanlış oldu. Ama neden ihanet ettiğini de sormayacağız. Bizim yaşama koşullarımızı, ince duygularımızı adın gibi biliyorken bizi yaraladın. Aferin. Başardın. Birileri sana madalyalar takabilir ama ben ihanet bataklığında senin heykelini dikeceğim.
web: www.ressamalitas.org
e-posta: resimatesi@hotmail.com