Yine canım sıkılıyor ve yine alıyorum elime kalem kâğıdı, saat 02.03’ü gösteriyor. Kâbus dolu bir rüyadan uyanmış gibiyim henüz uykuya dalmamış iken. Bir düşünce alıp gidiyor beni, balkona çıkıp gecenin karanlığına dalıyorum. Tüm yıldızlara kayabilecek birer aday gözüyle bakıyorum. Bir tanesi, ya sadece bir tanesi kaysa da şu sıkıntımı benden alıp gökyüzüne atabilse diyorum içimden. Ama nafile… O kadar sağlam tutunmuşlar ki oldukları yörüngeye, keşke ben de onlar gibi sağlam ve hırçın tutunabilsem dünyaya, olduğum yere…
Kırılmamak için bükül / Düz olmak için eğil
Dolmak için boşal / Parçalan ki yenilen
Az şeye sahip olanlar / Çoğa kavuşabilirler
Çok şeyi olanlar ise zihni karışık gezer...
Tao Te Ching 22
Saat 05.10, bugün Çarşamba sanırım. Hayat ne güzel, güneş doğuyor batıyor ve ben her doğuş batışla yeniden-yeniden bağlanıyorum hayata. İyi ki gelmişim diyordum dünyaya sabahın 5'inde güneşin doğuşunu seyre dalarken. Yoksa çekilir miydi bu hayat bensiz. Yakınlarım ne yapardı ben olmasam… Dışarıda bir yonca yaprağına takılıyor gözüm, hemencecik sayasım geliyor yapraklarını. Sonra da içimden diyorum ‘Boş ver Didem, zaten o da şanslı olmasa olur muydu şimdi hayatta, aynı temiz havayı soluyor olur muydu seninle?'. Zaman geçiyor ve kuşlar daha canlı ötmeye başlıyor mutlulukla. Aynaya her baktığımda yanağımdaki gamzeleri sayıyorum, dur bir bakayım. Yüzümde yeni bir gamze mi çıkmış yoksa bu aralar, ama imkânsız. Aaa işte orda-orda küçük bir tohum tanesinin yeşeren yaprakları gibi belirmiş yanağımın ucunda. Ne güzel ya bir şeyler var edip ondan haz almak ne güzel!
Saat mi kaç? Bilmiyorum sabah uyandığımdan beri pili bitmiş, durmuş. Tabi ya her şeyin ömrü var bu dünyada. Yine de çıkarmadım saati kolumdan çünkü varlığına öylesine alışmışım ki yokluğu bir cehennem azabı fakat varlığı bir tozlu kitaptan sessiz. Dolaşmış çarşafları katlarken düşüncelere dalıyorum, ama bu defa çıkamıyorum. Gayri ihtiyari saate bakıyorum, yelkovan 5 dakika ilerlemiş, olduğu yerde durup tembellik etmemiş. Bir umut var hala onu yaşatmaya, ne güzel… Bir saat, içinde bir yelkovan ve gökyüzünde kayan yıldızlar. Acaba hangisi daha gerçek? Kayıp giden yıldızlar mı? Yoksa aslında kayıp giden zamanımız mı? ♪î♪ỡŝħ
İÇGÖRÜME TAVSİYELER
Nice girdaplar çalkantılar göreceksin denizinde.
İklim kimi zaman kavuracak serenlerini,
Kimi zaman dümenine akıtacak göz yaşlarını..
Yılma!..
Ellerini bir an olsun çekme dümeninden!
Bir gün belki küçük gördüğün meltem bile hedefine ulaşmana yardımcı olacak,
Bilirsin; kimi zaman hayallerin bir omuz mesafesi kadar yakındır sana...
Her esintiyle dalgalanmasına izin verme yelkenlerinin,
Sağlam dur yönü belli olmayan rüzgarlara karşı.
Onlar hep olacak denizinde...
Dün, bugün ve yarın...
Sakın ama sakın bırakma kendini!
♪î♪ỡŝħ