‘3 Mayıs’ Dünya Basın Özgürlüğü Günü

0
21

Bugün “Dünya Basın Özgürlüğü” günü… 3 Mayıs 1993’te Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca “Dünya Basın Özgürlüğü Günü” olarak kabul edilmiştir.

“3 Mayıs” insanların haber alma haklarının önündeki engellerin kaldırılması ve medyanın görevini yaparken karşılaştığı birçok zorlukların önüne geçilmesi yönünde gösterilen çabaları ortaya koyuyor. Medya, küresel olarak bilgi alış verişini sağlamada temel bir görev üstlenmiştir.

İlerleyen ve gelişen iletişim teknolojisi denen “güç” artık hiçbir engel ve sınır tanımıyor. Şeffaflığın genişletilmesinde önemli rol oynuyor.

Çağdaş iletişim araçlarının etkisi tartışılamaz boyutlarda kendini kanıtlamıştır. Haber alma ve yayma haklarının engellerini bir-bir aşma çabaları, bütün hızıyla devam etmektedir.

Gerçeklerden uzaklaşma ve kaçma yöntemleri, ancak “Kuzey Kore, Afrika ve Ortadoğu” gibi demokrasiyle yönetilmeyen ülkelerde uygulanır. Kişisel çıkar ve ihtiras peşinde koşan bir takım entrikacı despotlar, gerçekleri bile-bile örtbas etme, karartma çabalarına girerler. Bundan dolayı medyaya karşı tahammülsüz davranır, sindirme yolunu izlerler. Medya, onlara sevimsiz ve itici gelir.

Hakaretlere uğramak, şiddete maruz kalmak, susturulmak, engellenmek, aşağılanmak, hor görülmek hatta cana kastetmek, görevini hakkıyla yapan medyanın alın yazısı olmamalıdır. Medyanın, görevlerini icra ederken karşılaştığı engellerin kaldırılarak önünün açılması kaçınılmaz bir olgudur.

Düşünmeyi, bilgi alışverişini durdurma çabaları geçici etki yapar, ama sonuçsuz kalır. İnsanoğlunun kendi yarattığı iletişim teknolojisiyle her şeyi dolaysız olarak kullanması en doğal hakkıdır. Artık anında öğrenme, bilgiyi paylaşma ve değer yargılarına varma gücüne erişme mücadelesi her zaman başarıyla sonuçlanmaktadır.

İnsanın, yaşadığı dünyada olup bitenlerden haberdar olmasından daha doğal ne olabilir ki? Çağdaş iletişim araçları, ister istemez haber alma ve paylaşmanın önündeki engelleri ortadan kaldırmaya muktedirdir. Tarih bunun örnekleriyle doludur.

Çağdaş iletişim teknolojisinin etkisiyle, özgür bilgi akışlarının yazılmasındaki engeller tek-tek sökülüp atılmaktadır. Bundan dolayıdır ki, hiçbir güç haberleşme özgürlüğünün önüne geçemiyor.

Gerçeklerden uzaklaşma hastalığı, ancak diktatörlüklerde görülür. Bilgi akışına engel konulmasının nedeni, hastalığı canlı tutarak gizliliği devam ettirme çabalarıdır.

İnsanın doğuştan kazandığı “düşünme ve konuşma” yetisini yok saymak, eşyanın tabiatına aykırıdır, insanın kendi kendini inkâr etmeye kalkışmasıdır.

Medya, toplumların ortak sesidir. İşini düzgün yapan Basına karşı haksız tavır koymak, her devirde yaşanmış, yaşanmaya da devam edecektir.

Unutmayalım, hızla gelişen bilgi çağında yaşıyoruz. Gerçekler zaten eninde sonunda ortaya çıkmaktadır. Gerçekleri gizlemenin hiçbir anlamı kalmıyor.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here